Bunu neden buraya yazdığıma dair hiç bir fikrim yok şimdi ben biraz saçmalayacağım ve beraber benim saçmalıklarımı okuyacağız. Ne demiştim:” Dünya susun biz konuşalım.” Dünya neden seni sevmediğimi bilmiyorum sonuçta bizim gibi toprak ve sudan ibaretsin ama sana, yaptığımız tüm kötülükleri yüklemekten insanoğlu ve ben vazgeçmeyeceğiz .Böyle sanki ben insan değilmişim gibi oldu aman boşver hedef saçmalamak değil mi zaten neden şuan kendi kendime söylediğim her şeyi buraya yazıyorum sus iç sesim sus!

Konuya dönelim, konu benim geleceğim ve her gece yastığıma başımı koyduğumda ki hayallerim. Malumunuz ben lise üçe ,11.sınıf, gidiyorum. Ve gelecekte ne olmak istediğime karar verdim ve bu karara ilkokul birinci sınıfta moda tasarımcısı olarak başladım ve şuan çok alakalı(!) bir meslek olan fiziği seçtim. Ben fizikçi olmak istiyorum sonra yüksek lisans ve doktora ardından akademisyen olmak istiyorum bu benim en kıymetli ve belki en zorlu kararım çünkü Türkiye de yaşıyoruz ,Türkiye ve bilim ve Türkiye yani bence gayet açık üniversiteden mezun olduğumda işsiz kalma olasılığım %80 ama bu hangi meslek de yok ki tıp dışında. Bu arada beni kan tutuyor ama tutmasa da zaten tıp seçmezdim şuan sanki ilk 10K ‘ymışım gibi tavırlarım beni benden aldı.

Şuan konuyu değiştirme kararı aldım neden fizik seçtiğimi anlatacağım ama başlığı değiştirmeyeceğim çünkü ben kötü bir insanım.

Ben fizikten lise birde nefret ederdim bir coğrafya bir fizik – coğrafya ile alakalı anılarımı diğer yazıya yazacağım çok mantıklı değil mi?- iki derse girmemek için ne bahaneler hangi nöbetçilere rüşvet vermedim ki neyse çok detaya girmemek lazım…

Sonra ben Allah’ın bir hikmeti olarak okulda ki en yüksek fizik ortalamasıyla 10. sınıftan mezun oldum , ALEYNA TİLKİ KADAR OLMASAK DA MİLLET BİZİ DE PARMAKLA GÖSTERİYORDU : ”BU MU O İNEK!” falan diye , sonra bir gün Youtube da karşıma ne çıksın ‘Sicim Teoremi’, en bir sevdiğim , ardından ben bunla alakalı bir kitap aldım. Popüler bilim kitabı diye aldığım Lee Smolin’ in ‘Fiziğin Krizi’ adlı eseri fazla teorikti ; salak gibi kalmıştım sonra ben bu kitabı bitireceğim dedim inat ettim ve çok fazla fizik terimi öğrendim. Ben bu uğraşı çok sevdiğimin farkına vardım. Sonra Youtube da karşıma Furkan Öztürk adında bir fizikçi çıktı dedim tamam hayalini kurduğum hayat bu, ömür boyu öğrencilik en bir sevdiğim daha , bu ara galiba fizik bölümünü seçmek isteyip Albert Einstein olmak istemeyen bir tek benim.Yani ben teorik fizikten daha çok deneysel fizik seviyorum.

Şuana kadar fiziği neden seçtiğimi anlattım peki bunu aileme nasıl anlatacaktım ? Çünkü benim tarihe ve edebiyata bayıldığımı herkes bilirdi ağzım da iyi laf yaptığından net hukuk öğrencisi gibi bakılıyordu sonra ben ne yaptım:) Ailemden birazcık gizli sayısal bölümü seçtim sonra okul açıldı gerçekler ortaya çıktı ve bir yalan daha söylemiş olabilirim:” Ben tıp okuyacağım.” Ama çok iyi bir yalan değildi beni kan tutuğunu birazcık unutmuş olabilirim ama ailem unutmak mı güldürmeyin beni. Babam arada benim adımı bile unutur ama bunu unutmaz ve unutmadı sonra her şey ortaya tekrardan çıktı en son hatırladığım annem sütünü helal etmiyordu ağabeyim bana bir ay boyunca salak dedi ama şuan ne halin varsa görlere geldik. Ankara da yaşıyorum bu arada onları da Ankara,ÖDTÜ, da okuyacağım diye ikna ettim ve anlaştık şuan yine fikrim değişirse annem artık saldı o yüzden sıkıntı olmaz ama şuan fizikten eminim en kötü ev de kendime bilim yaparım hadi ondan da kötü formasyon eğitimi alıp fizik öğretmeni olurum.

Bu hikayeden çıkaracağınız özeti ben size veriyim çünkü olaylar fazla karıştı : ”Hayallerinizi gelecek korkusuyla satmayın çünkü gelecek sizin mi bilemezsiniz.”

Eğer buraya kadar okuduysanız helal olsun!

Gelecegim Hakkında” için 11 yorum

  1. Başarılar dilerim. 😊
    Ciddi olmak gerekirse, “fenomen”lerin çok izlenen ve “beğeni (like)” alan içerikleri bize cazip gelebilir. Bu kişiler gerçekten bilgilendirici şeyler paylaşıyor da olabilir ve bu paylaşımlar ilgi çekici olabilir; ancak hayal ettiğiniz mesleği şu anki siz yapmayacak.
    Mesela ben de bilgisayar mühendisi olmak istiyordum. Lisede, arkadaşlar arasında “havalı” “hacker” muhabbetleri yapardık. Özellikle bir arkadaş, (Hala irtibattayız.) “Ben hacker olup devletlerin sistemlerini hackliycem.” derdi. Benim bilgisayar mühendisi olma fikrim bundan ortaya çıkmadı ama onunla çokça konuşurduk. Derken… bizim dönemimizde YGS ve LYS olan (Bu sınavların isimleri de hep değişir zaten.) üniversite sınavlarına girdik ve ben şimdi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler okuyorum. Bilgisayar mühendisliği ile çok yakın olmadığını söyleyebiliriz. Ben sınavdan önce de uygulama geliştiriyordum, hala da geliştiriyorum. Ve artık, bunun için bilgisayar mühendisi olmamın şart olmadığını çok daha iyi biliyorum. Geçen dönem de, aslında daha çok kendi bölümümden rahatsız olduğum için, bölümümü değiştirip Çeviribilim okumayı ve mütercim/tercüman olmayı düşündüm. Bu fikrimden vazgeçtim ve hala çeviri yapıyorum, yapabileceğimi de biliyorum. Bu satırları, işe yarar şeyler yapmak isteyen bir kişiye yazdığımı da iyi biliyorum. Şimdi bu tavsiyem biraz klişe gibi olacak ama mesleğiniz amacınız değil, bir araç olsun. Faydalı şeyler yapma amacınızı yitirmeden, kendinizi mümkün olduğunca fazla konuda geliştirmeye çalışın ki, gelecekte elinize hangi araç (meslek) geçerse geçsin, onu iyi şekilde kullanın. İyi çalışan bir temizlik görevlisi, bir şehri değilse de belki bir okulu daha güzel yapabilir. Silahlar ve başka savaş aletlerini sadece yıkım için üreten/satan/kullanan kimse(ler) ise ülkeleri harap edebilir.
    Üniversite mezunlarının işsizlik ve maddi kaygılarla karşı karşıya kaldığı konusunda haklısınız. Ben de amacımızı bu kaygılar arasında kaybetmemeyi bu yüzden vurguluyorum zaten.
    Akademisyenlik konusuna gelince, kendi bölümüm ve diğer sosyal bilimler için daha farklı fikirlerim var ama tabiat bilimleri için buna ihtiyacımız var. Türkiye’deki şartlar konusunda ise ben, şahsen, iyimser olunabileceğini sanıyorum.
    Hacker olmak isteyen arkadaşım mı? Bilgisayar mühendisliği okuyor. Zaten, hayal ettiğiniz şeyi asla yapmayın, demiyorum.
    Yine çok uzun oldu…

    Beğen

    1. Ben size bu konuda katılmıyorum çünkü sevdiğiniz şey işiniz olursa daha başarılı olacağınıza inanıyorum ve benim örnek aldığım tüm insanlar hobisi ve ideali bir olan insanlardır mesela benim matematik öğretmenim aşırı ideal sahibi ve işine çok başarılı ve işini yaparken fark yaratığını söylemeden geçemem hepimiz bu dünyaya tek bie amaç için geliyoruz farkınaysanız tek bir amaç dedim amaç bence hedefe kitlenmek ve hobinizi mesleğiniz yapıp başarı adımları tırmanmak siz daha iyi bilirsiniz tabi ama yaşadığımız sistem bunu yapmaya mecbur bırakıyor.

      Beğen

      1. Daha iyi bildiğimi iddia etmiyorum. Fikirleriniz değişebilir diyorum. Koşullar da değişiyor. Hazırrlıklı ve her alanda donanımlı olmayı tavsiye ediyorum sadece. Bir de, 30 yıl sonrasını öngörmek zaten zor ama 3 yıl sonra ya da üniversitede bir bölümdeki ilk derslerimizden sonra bile fikrimizin değişebileceğini söylüyorum.
        Bir akademisyen olma ve teorik fizikten daha çok deneylerle ilgilenme hayalinizi düşünelim. Öncelikle, bir akademisyen daha çok teoriyle ilgilenir. Deney yapacaksa bile, iyi bir hipotez kurup onu iyi sınamak için teoriyi iyi bilmesi şarttır. Teoriyi bir kenara bırakıp deneylerle uğraşacak kişinin yapacağı ise bu deneyleri (YouTube’da) paylaşıp insanlara ilgi çekici bilgiler vermek olabilir. Bunlardan herhangi birini küçümsemiyorum. İkisi arasındaki farkı anlatmaya çalışıyorum.
        Benim bölümümde de Türkiye’deki siyasi partilerin politika ve hamleleri üzerine yapılan tartışmaları takip etmek gerekmiyor mezun olmak için.
        Kısaca şunu diyorum aslında: Üniversitedeki dersler, iyi ya da kötü, beklediğinizden farklı ve günlük hayattan uzak olabilir.

        Beğen

      2. Yazımın son kısmını tekrardan okumanızı tavsiye ediyorum orada zaten değişebileceğini ama şuan ne istediğimi bildiğimi söylüyorum ve yazımın aralarında ne kadar çabuk fikir değiştirdiğimi vurguluyorum. Bu arada sizin daha iyi veya benim daha iyi bildiğimi söylemiyorum sonuçta ikimizin yaşantı tarzı birbirinden farklı oluğu gibi düşüncelerimiz de farklı olabilir.

        Beğen

      3. Ayrıca sicim teorisinden bahsediyorum yazımda ve bunla alakalı okuduğum kitapta gördüm ki fiziğin en sıkıntılı tarafı deneysel fizik ile ilgilenin bilim insanlarının az olması ve evreni açıklamaya çalışan bu bilim dalı çoğu şeyi varsayım üzerine ve Fiziğin Krizi adlı kitap fiziğin sorunlarındanda bahseder ve bu sorunladran biri yine deneyle ölçülemeyen şeylerin kabul eilebilmesi ayrıca çoğu popüler yasanın da buna dahil olması işte bu yüzden deneysel fizikçi olmak istiyorum çünkü teorik fizikçi ondan önceki birikimleri alır ve bazı araştırmalar sonucu bir makale yazar ve bu makale yazığı şeyin evreneki olayları açıklama bilimi olduğunu unutur bence. Çünkü bun teoriyi deneyle gözlemlemez. Tabiki de iyi fizikçiler var ama bir o kadar da kötü olan fizikçiler de var .

        Beğen

      4. Ben de benim cevabımı, tamamını, okumanızı tavsiye ediyorum. “Deneysel fizik” dediğiniz işi yapmak için sahip olmanız gereken bilgi, “teorik fizikçi” olmak için gerekenden daha az değil.
        Tekrar ediyorum: Akademi teoriler üzerine inşa edilir, hatta çoğu zaman somut ve kolay gözlemlenebilir şeylerden uzak kalır.
        Bilgisayar mühendisi olunmadan uygulama geliştirilebileceğini veya Çeviribilim diploması alınmadan tercüme yapılabileceğini ve benzer şekilde Fizik diploması alınmadan deney yapılabileceğini ifade ediyorum. İstediğiniz Newton fiziğini denemekse bir elmayı yere bırakın ve yerçekimini gözlemleyin. Daha karmaşık şeylerle uğraşacaksanız şunu unutmayın: Bilimin deneye ve gözleme dayalı çıkarımları esas aldığı kabul ediliyorsa bilim insanları da bulgularını deneylerle kanıtlamayı en az sizin kadar ister. O halde deney yapmamalarının sebebi hepsinin tembel olması ve bir kişinin bile bu deneyleri yapmaması mı sizce, yoksa bu deneylerin (kolay) yapılabilir olmaması mı? Teknoloji elbette gelişiyor ve artan olanaklarla iyi çalışmalar yapıp dünyanın önde gelen fizikçileri arasına girmeniz tabii ki mükemmel olur; ancak bu çalışmalar YouTube videolarından ya da popüler olup çok satılması için yazılmış kitaplardan çok farklı olabilir.

        Beğen

      5. Siz atomun kuarklarının alt parçacıklarını incelemenin ve onların yaptığı davranışları gözlemek kolay mı dediniz ya da evrenimizin 12 boyutlu olduğunu test etmek kolay mı dediniz ya da şuan tüm fizikçiler tarafından popüler olan sicim teorimini doğruluğunu ve yanlışlığını deneysel olarak gözlemlemek kolay mı dediniz ve niceleri (kara delikler, genel görelilik ,kuantum fiziği ) siz şuan Newton’dan daha fazla fizik bildiğinizin farkına mısınız?Ve bu büyüleyici bir şey. Bence deneysel fiziğin babası Galileo yaptığı işe kolay mı dediniz? Bir şeyler denemeden ve bilgi birikimi olmadan yani deneysel fizikçiler olmdan teorik fizikçilerin olacağını düşünmüyorum.Ayrıca zaten bu bir takım çalışması neden bunları ayırmaya çalışıyoruz?

        Beğen

      6. Anlayamadım…
        Ben kolay olmadığını, bu yüzden teorik konularda fazla deney yapılamadığını ifade etmeye çalışıyorum…
        Newton’dan daha fazla fizik bildiğimiz ya da en azından pek çok konuda ondan daha bilgili olduğumuz muhakkak. 18. asırda yaşamış bir kimyacıdan daha fazla kimya bilgimiz de olabilir ama o dönemdeki bilginlerin bilgisini o zamanki toplam bilgiye oranlayalım ve sonra aynı kıyaslamayı kendimiz ve günümüz için yapalım. Aslında buradan şu sonucu alırız: Asırlar önce yaşayan bilim insanları kısıtlı imkanlarla iyi kurgulanmış deneyler yaptılar ve o dönem için iyi teoriler kurdular. Ve sonra bilimin bittiğini, artık keşfedilecek bir şey kalmadığını sandılar. Ancak adına “kuantum” dediğimiz şeyin ortaya atılmasıyla işler tahmin edilemez bir hal aldı. O güne dek deneylerle açıklanan şeyler, artık fiziğin çok küçük bir kısmını kapsıyordu. Artık deneyler yerine teorilerle sorulan ve cevaplanmaya çalışılan sorular vardı.
        Evet, atom altı parçacıkları şimdi biz de biliyoruz ama bilgiye ulaşmanın kolaylığı ve bir şeyler öğrenen çoğu kişinin ukala olması bizi yanıltmamalı.

        Beğen

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s