Blog Beslemesi

Beni Tanıyın

Herkese merhaba!

Ben çok da iyi olmayan bir lisede ortalama bir öğrenciyim.Benim bu hayattaki tek amacım kendime sıfatlar kazandırmak herkesin amacıda bu değil mi zaten iyi ,mutlu,başarılı vb. gibi sıfatlar herkesi cezbediyor.Ama bunu yapabilmek için çok çalışmam gerektiğini biliyordum ve çok çalıştım ve ilk sıfatımı böyle kazandım bu sıfat ”Çalışkan” olmuştu.Bu benim çok hoşuma gitti fakat bir gün durdum ve dedim ki:” KENDİNE GEL!OLAYLAR ETRAFINDA GERÇEKLEŞİRKEN SEN NEDEN KOBAY OLUYORSUN Kİ?” yani her hocanın amacı ve eğitim sistemimizin amacı bize o malum sıfatı kazandırmak bu yüzden bizde yöntem ve sistemler deniyorlar ve bizde bu sıfatı kazanmak için bu deneyde kobay oluyoruz. Ben bu olanları fark ettim ve kendimi buna göre geliştirdim bu blogda size düşüncelerimi ve deneyimlerimi detaylıca anlatacağım ve sizin yorumlarınız benim yolumu belirleyecek.

Neyse Dostlarım

Yazmak ne zor hele ki mesele duygu ise, yaşamak ne kadar kolay hele ki sevmezsen, neyse demek ne kadar saçma olursa olsun ne kadar mantık dışı olursa olsun ne kadar zor..

Ben sadece yaşamak istiyorum bu neden bu kadar zor, ağlamak neden gülmek kadar kolay değil neden? Bu halimin bir tarafi yok. Neden sadece çığlıklarım beni anlıyor neden?

Oysa insan ,insan için yok muydu?

Ağlamanın amacı tebesüm için temizlik değil miydi?

Neden olmadığını anlamak bu kadar zor ? İstediğin birşeyi ulaşmak neden bu kadar zor,her çaba neden mutluluk vermiyor ?

Anlamıyorum sistemi,anlamıyorum eğitim sistemini ,anlamıyorım yaşamayı,anlayamıyorum adaleti belki de anlamaktan korkuyorum ama neden?

Yoklukla varlık benim için ne ara aynı oldu ne ara unutulcak bir insan olarak görmeye başladım ki kendimi neden ?

Neden zevk almıyorum neden umursayamıyorum bu hayatı ?Bu kız için bu dünya hep iyiydi ,neden okudukça düşündükçe her şey kötüleşti; her şey neden bana bu kadar batıyor?

İstemiyorum nefesinizi, istemiyorum huzurunuzu, istemiyorum gülmeyi. Ben tek şey istiyorum cahilleşmeyi! Neden bu gösterdiğim çaba hiçbir işe yaramıyor ? Neden yanlızca üzüyor, sorumluluk yüklüyor? Bırakıyorum umutlarımı ,bırakıyorum hayallerimi; hepsini satışa çıkardım çünkü galiba sadece bunları para ile alamıyorsunuz haaa bir de vicdanı …

Haykırıyorum neden be dostlar neden toz pembe hayatımı kapkara neden? Ne yaptınız masumluğuma? Ne yaptınız da değiştik bu kadar, hayat felsefem; herkesi seve ne oldu ? Ne oldu hümanistliğe ,ben artık hayatımı hep en iyiye götürmek istemiyorum.

İçimdeki mahkeme şuçluyu bilmiyor ama cezayı bana veriyor hadi ama ben bu kadar kötü değilim .Sahte gülücüklerimden daha bir kaç tane daha var. Evet hayat kolay olamadı herkes ve benim için ama neden şimdi bu kadar zorlaştırdık ?

Neyse dostlar bu sorgu içimde .

Neyse demek ne kadar zor olsada…

Herkese Bir Bilgi

Müzik ruhun gıdası derler sizce öyle mi bilmem . Bence tam manasıyla öyle dinlediğiniz müzikler size ilham verir. Düşüncelerini geliştirir .

Unutmayın ki:” Düşüncelerimiz duvarlarla örülüdür, duvarları ören ise hayatımızdır.” Peki hayatımız nedir ? Duyduklarımız ve inandıklarımız arasındaki git gellerimizdir .

Biliyor musunuz bilmem ama Fransız ressamlara 100 yıl sonrasının resmini çizin demişler ve…. Devamını Barış Özcan’dan dinleyelim :https://youtu.be/eX0uvsbPKyg çok uzun bir video değil, mutlaka izlemenizi tavsiye ederim.

Biz buraya nasıl geldik hiçbir fikrim yok ama bilinç akışı işte . Asıl konu müzik.

Kısa bir not: Herkesin zevki biraz farklıdır.Eğer benim zevkimi merak ediyorsanız size YouTube müzik listemin linki bırakıcam aşağıya.

Ama bu listede olmayan bir kaç müzik var bunlar benim için çok değerli olan her kelimesini ezbere bildiğim müzikler ben genelde rap ve ya türkü dinlerim ve bu zamana kadar en sevdiğim şarkı :”Allame -Sevilmiyor “ben büyük bir Allame fanı mıyım? Hayır. Fakat bu şarkısı beni derinden etkiliyor mesela şarkıdan sevdiğim bir kaç söz :

  • Şekilden azat ol,çok bilgiden ulema.
  • Doyun,yiyin,şişin; bu sanki oyun .
  • Girsin ben merkezci tavrın tabuta.

Böyle tek tek yazmak çok uzın sürebilir o yüzden buyrun size şarkının tamamı ve linki:

https://youtu.be/0W8-fSePipk

Köle, yaşa (yaşa)
Hayatın boyunca birilerine çalış hep
Diri diri gömül ve kalanını taşı (taşı)
Yükün çok ağır o başa (başa)
Paşam, daha bu ne ki fikrin bir derya zamanın dere
Ki sana bulaşır eminim ona bulaşan
Hep bir ses duydun diyor ki kulaç at
Buradan kaç
Para mal ara bak? karavana sık bak havalara gör biri bakarak alır
Öteki hiç seçemez onu yaşamı sana diss olur onun
Çekili soluk, biri çekip vurur birisi ölür
Gerisi meçhul hapislerde çürür
Teri düşmeden o çocuklar büyür
Onlarda birine eder cürüm
Bir sürü koyun içinizi oyup içine zamanı kapadım
Doyun, yiyin, şişin
Bu sanki oyun
Neyin işidir ölüm bu yol
Beyin bu stresten daha da bölünmüyor
Çeneni yor
Mezara kurul ve gidince kefeninin cebini yol Sevilmiyor
Hiç kimse
Hiç kimse için hep sevimli ol Sevilmiyor
Hiç kimse
Hiç kimse için hep sevimli ol Şekilden azat ol
Çok bilgiden ulema
Popüler kültür mezar sana ve değerlerine bela
Hataların odun kaderin hızar
Ayaklarına bütün yollar uzak
Bırak ayak yapma kendinden utan
Hedefin güneşe, aya, buluta
Girsin ben merkezci tavrın tabuta
Biri banker, biri manken
Biri Nataşa, benzin iki tanker çekip
Terk et kenti keresteler eksilsin
Kene kevaşeyle kan ter
Fark et, ne kadar yukarı çıktığını
Felaket düşüşün zahmetli olur
Melake değilsin (hayır)
Et kemikle bütün ama ruh dünyaya ziyafet Sevilmiyor
Hiç kimse
Hiç kimse için hep sevimli ol, ol, ol Sevilmiyor
Hiç kimse
Hiç kimse için hep sevimli ol, ol, ol Sevilmiyor
Hiç kimse
Hiç kimse için hep sevimli ol, ol, olSevilmiyor
Hiç kimse
Hiç kimse için hep sevimli ol, ol, olSevilmiyor
Hiç kimse
Hiç kimse için hep sevimli ol Sevilmiyor
Hiç kimse
Hiç kimse için hep sevimli ol

Bu şarkı hakkındaki bir ilginç bilgi daha Allame namıyla anılan rapçimiz bu şarkıyı dört saatte yapmış. Yanında mıydım?Hayır:)

Yotube şarkı listem:https://www.youtube.com/playlist?list=PLNbMHBA_yVQU5Yl76oBznAvb7ChPjb5HZ

İyi günler dostlar…

Ben İnsanım Ya Sen?

Sevgili dostlar yine merhaba! Bugün size hep bahsediğimiz acıdan bahsetmiyeceğim.Biraz iyilik ve mutluluk herkesi yumuşatır herhalde(!),eğer körsek. Şimdi düşünüyorum sevdiğim şeyleri ,aklıma gelenler yolumuzu belirleyecek.

Ben tüm insanların bir insan olarak hareket ettiğini düşürüyorum ve bu beni gerçekten büyülüyor. Düşünsenize hepsi farklı etnik ve kültür de olmasına rağmen aynı noktada buluşuyorlar insan olmakta peki insan olmak neydi? Ya da ne olmalıydı?

Evet dostlar sevdiğim şeyleri düşününce bu soruya ulaştım devamını düşünmeden yazmak istemiyorum o yüzden bu yazıya burada ara veriyorum.

-2 gün sonra-

Bu soru ucu açık bir konu ama ne olmadığını bilmek daha önemli olduğunu düşünüyorum. Cevabı biliyor musunuz , bilmiyorum ama benim için ilk soru şu oldu:” Ben insan mıyım?” Sonuç da şu oldu: “Bilmiyorum ama bildiğim tek şey ağlayabiliyorum çoğu insanların yapamadığı ve ya cesaret edemediği gibi. Hatta bu ara o kadar ağlıyorum ki gözlerim morardı bazen mutluluktan bazen mutsuzluktan ben insani duygularımı yaşıyorum kıskanıyorum ,kızıyorum ,gülüyorum, özgürüm yani ruhum var ve bu beni insan yapmaya yeter .”

Bu düşüncelerin sonunda size tek tavsiyem şu: Duygularınızın sizi yönlendirmesiyle izin verin ve hiç birini saklamayın sevmediğinizi sevmiyorum diyin sinirlendiğinizde bağırın çağırın mutlu iseniz gülün kendiniz gibi olmayın insan gibi olun ve hayatı doruklarda yaşayın bırakın kızsınlar deli desinler siz onlara tek cevap verin:

Ben insanım ya sen?

Dostlar umarım bu anlatım biçimini sevmişsindir düşünceleri ham bir şekilde değil nasıl ortaya çıktığını anlatarak yazıyorum bundan sonrada böyle olur gibi.

Sevgilerle…

Sadece Onların

Sadece onların duyguları ve sabırları var biz yokuz görünmüyoruz varlık mücadelesi çekiyoruz biz düşünemiyoruz biz karar alamıyoruz onlar hep daha iyisini düşünüyorlar çünkü sadece onlar var biz yalnızca olmaya çalışıyoruz artık ona da çalışmıyoruz biz sadece olabilmeye çalışıyoruz nasıl bu kadar duygusuz nasıl bu kadar kör olular bilmiyorum.

Ben de hissediyorum ben de varım ben de yaşıyıp görebiliyorum benim de duygularım var ve en önemlisi benim de bir merhamet sınırım ve bir sabır sınırım var ben yok olmayacağım qsize rağmen iyi ki de varım iyi ki hissediyorum ve iyi ki sizden farklıyım diyeceğim sadece bir kere keşke diyeceğim o da şu olacak keşke sadece bir kere görseller sadece bir kez…İçimde ki acıyı alevi ve durmayan haykırışımı ben mutlu değilim ama özgürüm özgürlüğümü, mutluluğumu aldığınız gibi alamazsınız çünkü ben size rağmen bu vaveylarımın duyulmamasına rağmen bu kadar kötülüğe bu kadar … rağmen ben varım ve var olacağım. Diyecek bir şey yok cümle bitti tıpkı duygularım ve masumluğum gibi…

Medeniyet Hakkında 2

Merhaba dostlar!

İlk ”Medeniyet Hakkında ” ki en çok okunan yazım olasına karşın bende bu yazıyı yazıyorum. Hep dediğimiz gibi dünya susun biz konuşalım!

Direkt giriyorum konuya sitemli ve ısrarlıca …Öğrendiğimiz onca bilim neye yaradı ? Dünyanın bir yerinde en lüks yerlerde fahiş fiyatlarla yenilen yemekler varken yine dünyanın bir yerinde üç öğün yemeği çamurlu su olan insanlar varken kim bana medeniyeti savunabilir?

Gerçek medeniyet bunlar olurken dünyanın başka bir köşesinde neler oluğunu düşünen aydın zihinlerindir.

Şuan en iyimser rakamlarla her gün dünyada en az 25 bin kişi açlıktan ölüyor dikkatinizi çekerim her gün bizim beğenmediğimiz ayıkladığımız yemekler çöpe giderken ona muhtaç olan tam 25 bin kişi ölüyor. Ve yine polyanacılık yaparak dünyadaki köle sayısı 40 milyondan , 40 milyon Türkiye nüfusun yarısı, fazla . Zihinleri zorlayan sayılar ve sadece izliyoruz ve bu insanlar belki de dünyayı bir adım ileriye taşıma potansiyeli olan insanlar şu zihinlerinizi açın artık medeniyetleşerek sömürüyorlar sömürerek ölüdüyorlar neyi mi ? İNSANI …

Bunları sayı görüp hiçbir şey yapmaya çalışmayan zihniyete sesleniyorum bunlar sayı değil bunlar çocuk bunlar o çok savunduğunuz (!) her gün kadına şiddete hayır postunu paylaşıp gündeme gelmenize yardımcı olan kadınlar ,kızlar ,analar bunlar erkek her şeyden önemlisi bunlar insan… Nasıl kör olmaya bu kadar meraklısınız ? Haykırıyorum siz hiç mi Selahaddin Eyyubi hikayesinde ki marangozu duymadınız mı ?

Selahaddin Eyyubi 7 yaşındayken bir marongoza denk gelir bu marangoz dünyaya ün salmış bir maragozdur . O sırada şimdilere FİLİSTİN ‘İN BAŞKENTİ OLAN KUDÜS Haçlıların işgalinde ve bu marangoz dillere destan bir minber yapar çesit çesit diyarlardan bu minbere talipler çıkar Selahaddin Eyyubi tam bu sırada marongozu ve minbere talip olan müşterinin arasındaki konuşmayı duyar duyar.

Müşteri minberin fiyatını sorar ve marangoz kendinden emin bir şekilde :”Bu Kudüs içindir. ” der. Müşteri gülerek:” Orası Haçlı işgali altınadır sen nasıl olurda bu minberi oraya götürürsün ?” der. Ve marangoz tarihi ve Selahaddin Eyyubi’nin kaderini değiştirecek ve yüzyıllar sonrası beni ve dahi neslini etkileyen şu sözleri sarf eder :” Ben bir marangozum benim elimden gelen bu minberi yapmak bir gün bir komutan gelir Kudüsü feth eder ve bu minberi oraya koyar.” bunu duyan Selahaddin Eyyubi 1187 de Kudüsü feth eder ve o minberi oraya koyar.

Şimdi sorarım bunları rakam olarak mı görmek yoksa bunlara kör olmak mı medeniyet?

Biri cevap versin artık bu barbar ruhumu bastıracak :”Neye yaradı bulduğunuz gece gündüz uyumadan çalıştığınız o bilim neye ?” Ben size söyleyeyim ülkeler yıkıp silahlar inşa edip mazlum kanı döktük ,çöp yiyip çöp yığınları bıraktık , doğada bize ayrılan yerlerden daha fazla isteyip ormanları yıkıp beton döktük, aç kalınca bitki ekip biçmek yerine kopyaladık biz emek verip bir şeyler almak istemedik biz emek verip herşeyi almak istedik biz medeniyetleştik (!)

Medeniyet sana bir sır vereyim. Biliyor musun medeniyet Bizim dünyamızda senin için dökülen kanlar sığ görüşlülerin bağnazların ve ya zalimlerin değil kadın ve doğduğunda ölmek için bekleyen çocukların başka bir sır daha vereyim medeniyet .Durum böyleyken siyasiler çıkıyor ve diyor ki adaletli bir ülkede medeniyet içinde yaşıyorsunuz ne kadar trajikomik demi…!

Ey medeniyet! Kendini ayna karşına al ve iyi bak tıpkı bir insan gibi neydim, ne oldum, ne için oldum sorularını sor kendine ve cevaplarını kendi gözlerine bakarak söyle unutma bir tebesümün bir damla suyun dahi hesabının sorulcağı dünyada yaşıyorsun…

Korkular ve İnsanlar

Her insanın korkuları vardır korkusuz insanlar yoktur çünkü herkesin ortak bir korkusu vardır o da karanlık kimileri için somut karanlık kimileri için soyut karanlık zihnindeki unutulmak için karartılan o anı, o his, o durum veya o eşya kormak bizi insan yapan diğer duygular gibi normaldir .Kimsenin ben korkusuzum diye havalanmasın sen anca bildiğim yalanları söylersin ve gözümden düşersin.

Mesela benim bu dünyadaki tek korkum bisiklet sürmek çok basit bir mekanizma çoğuları için zevk veren hobi ,iş iken benim korkulu rüyam ama:” Senin bu korkun yenilebilir sadece biraz özgüven .” diyebilirsinizin ama bu korkuyu bilerek yenmiyorum çünkü beynimi bu kadar basit bir korkuyla oyalıyorum ki o unutmak için çabaladığım karalaştırmaya çalıştığım korku ortaya çıkmasın .

Galiba yine itiraf zamanı, kendimi yazarken daha rahat hissediyorum o yüzden mutluyum bunları söylerken, benim ve bence çoğu insanın en büyük korkusu dünya ; dünyadaki insanların yapabilecekleri düşünsenize insanlar neleri yapıyor.İnsanlar bazen çok kötü olabiliyorlar bazen mi? Özür dilerim insanlar hep kötülerdir ve hep kötüye eylimlidir bu arada konuyla alakasız ama evrensel ahlaka ve etiğe inanırım. Beşerler bir işe çıkarları girdiğine yapamayacakları şey yok bunu iyi bliyorum çünkü bende bir insanım ve gerektiğinde en acımasız insan olabilirim .Önceden dediğim gibi hiçbir şey vazgeçilmez değildir.

İnsan demişken yine bu yazıyı da sözsüz bitirmeyeyim korku ile başladım insanla sonladırıym. Sözü yine tam hatırlamıyorum ama galiba Plato’nun Devlet adlı kitabındaydı ,sizin için kütüphaneme gittim zor olu ama buldum kitabı.

Üç çeşit insan vardır : Bilgisever,ünsever ve parasever insan. Bu üç insanın her birine sor, hangsinin hayatı hoştur diye : Her birinin kendi hayatını beğeneceğinden emin olabilirsiniz . Parasever adam diyecektir ki ; bilim, şan, şeref karın doyurmaz ,bunların verdiği zevk para kazanmanın verdiği zevk yanında hiç kalır . Ünsever, para biriktirme zevkini kaba bulur ; insana ün sağlamadıkça ,boş ,manasız bir heves sayar .Bilgisevere ,filozofa gelince , gerçeği oluduğu gibi tanıma,durmadan yeni şeyler öğrenmenin zevki yanında öteki zevkler için ne der?Bunları asıl isteyecek şeyin çok uzağına görümez mi ? Zoraki istekler der bunlara ve bunu kelimenin tam anlamıyla söyler; hayat insanı zorlamasa bunlardan vazeçebilir demek ister.

PLATO’NUN DEVLET ADLI KİTABI

Yazım hatası olduysa özür dilerim biraz aceleyle yazdım.

SEVGİLERLE…

Gelecegim Hakkında

Bunu neden buraya yazdığıma dair hiç bir fikrim yok şimdi ben biraz saçmalayacağım ve beraber benim saçmalıklarımı okuyacağız. Ne demiştim:” Dünya susun biz konuşalım.” Dünya neden seni sevmediğimi bilmiyorum sonuçta bizim gibi toprak ve sudan ibaretsin ama sana, yaptığımız tüm kötülükleri yüklemekten insanoğlu ve ben vazgeçmeyeceğiz .Böyle sanki ben insan değilmişim gibi oldu aman boşver hedef saçmalamak değil mi zaten neden şuan kendi kendime söylediğim her şeyi buraya yazıyorum sus iç sesim sus!

Konuya dönelim, konu benim geleceğim ve her gece yastığıma başımı koyduğumda ki hayallerim. Malumunuz ben lise üçe ,11.sınıf, gidiyorum. Ve gelecekte ne olmak istediğime karar verdim ve bu karara ilkokul birinci sınıfta moda tasarımcısı olarak başladım ve şuan çok alakalı(!) bir meslek olan fiziği seçtim. Ben fizikçi olmak istiyorum sonra yüksek lisans ve doktora ardından akademisyen olmak istiyorum bu benim en kıymetli ve belki en zorlu kararım çünkü Türkiye de yaşıyoruz ,Türkiye ve bilim ve Türkiye yani bence gayet açık üniversiteden mezun olduğumda işsiz kalma olasılığım %80 ama bu hangi meslek de yok ki tıp dışında. Bu arada beni kan tutuyor ama tutmasa da zaten tıp seçmezdim şuan sanki ilk 10K ‘ymışım gibi tavırlarım beni benden aldı.

Şuan konuyu değiştirme kararı aldım neden fizik seçtiğimi anlatacağım ama başlığı değiştirmeyeceğim çünkü ben kötü bir insanım.

Ben fizikten lise birde nefret ederdim bir coğrafya bir fizik – coğrafya ile alakalı anılarımı diğer yazıya yazacağım çok mantıklı değil mi?- iki derse girmemek için ne bahaneler hangi nöbetçilere rüşvet vermedim ki neyse çok detaya girmemek lazım…

Sonra ben Allah’ın bir hikmeti olarak okulda ki en yüksek fizik ortalamasıyla 10. sınıftan mezun oldum , ALEYNA TİLKİ KADAR OLMASAK DA MİLLET BİZİ DE PARMAKLA GÖSTERİYORDU : ”BU MU O İNEK!” falan diye , sonra bir gün Youtube da karşıma ne çıksın ‘Sicim Teoremi’, en bir sevdiğim , ardından ben bunla alakalı bir kitap aldım. Popüler bilim kitabı diye aldığım Lee Smolin’ in ‘Fiziğin Krizi’ adlı eseri fazla teorikti ; salak gibi kalmıştım sonra ben bu kitabı bitireceğim dedim inat ettim ve çok fazla fizik terimi öğrendim. Ben bu uğraşı çok sevdiğimin farkına vardım. Sonra Youtube da karşıma Furkan Öztürk adında bir fizikçi çıktı dedim tamam hayalini kurduğum hayat bu, ömür boyu öğrencilik en bir sevdiğim daha , bu ara galiba fizik bölümünü seçmek isteyip Albert Einstein olmak istemeyen bir tek benim.Yani ben teorik fizikten daha çok deneysel fizik seviyorum.

Şuana kadar fiziği neden seçtiğimi anlattım peki bunu aileme nasıl anlatacaktım ? Çünkü benim tarihe ve edebiyata bayıldığımı herkes bilirdi ağzım da iyi laf yaptığından net hukuk öğrencisi gibi bakılıyordu sonra ben ne yaptım:) Ailemden birazcık gizli sayısal bölümü seçtim sonra okul açıldı gerçekler ortaya çıktı ve bir yalan daha söylemiş olabilirim:” Ben tıp okuyacağım.” Ama çok iyi bir yalan değildi beni kan tutuğunu birazcık unutmuş olabilirim ama ailem unutmak mı güldürmeyin beni. Babam arada benim adımı bile unutur ama bunu unutmaz ve unutmadı sonra her şey ortaya tekrardan çıktı en son hatırladığım annem sütünü helal etmiyordu ağabeyim bana bir ay boyunca salak dedi ama şuan ne halin varsa görlere geldik. Ankara da yaşıyorum bu arada onları da Ankara,ÖDTÜ, da okuyacağım diye ikna ettim ve anlaştık şuan yine fikrim değişirse annem artık saldı o yüzden sıkıntı olmaz ama şuan fizikten eminim en kötü ev de kendime bilim yaparım hadi ondan da kötü formasyon eğitimi alıp fizik öğretmeni olurum.

Bu hikayeden çıkaracağınız özeti ben size veriyim çünkü olaylar fazla karıştı : ”Hayallerinizi gelecek korkusuyla satmayın çünkü gelecek sizin mi bilemezsiniz.”

Eğer buraya kadar okuduysanız helal olsun!

Ben Sana Can Derim

Nazlıcan iki kişiliklisin artık itiraf zamanı ,öğrensinler artık seni değiştiremeyecekler çünkü onlara:”Bir dinlenin durun.” diyecek kadar güçlüsün.

Nazlı ,sen insanların nasıl olması gerektiğini söyleyenlerin gösterdiği kişisin .Başarılı ,korkusuz en önemlisi mutlusun ve çok hırslısın bu dünya dönerken her şey çok geç olabileceken hep bir adım ötedesin.Sen insan çekiştirmeyi ,zayıfıklarla alay etmeyi seversin; herkesle aynı düşünürsün ve yalanlarla kurduğun hayatında oyun oynarsın sen kendi dünyanın kraliçesisin annenin ve babanın dört kardeşe rağmen göz bebeğisin. Dilin sivridir. Aslında bir bakımdan sen istediğin kişisindir istediğin an popüler istediğin zaman inek istediğin zaman mazlumsundur. Egon da tavandır ,hayat kaygısıyla yaşar hayal kurmazsın sen tam bir Ankara kızısın her şeyin diploması ve başarındır. Sen iş ilanlarında yazan şeyleri üniversiteye gitmeden öğrenmişsindir. Herkesi idare eder ve bizci gibi geçinip insanların sevgisini toplayan bir yalancısın. Kendinin reklamını iyi yaparsın.

Tek korkun var o da CAN. Can seni ezer, Can seni korkutur. O senden cesaretlidir o insanları umursamaz onun için hiçbir şey vazgeçilmez değildir. O senden çok farklı o çok duygusal çok hayalperest o çok zeki hep düşünür hem de her şeyi hiç yargılamadan bak bu da çok saçma demez, o hümanisttir. O yanlızca yapar ,asla pes etmez. Kendini karşıda ki ondan üstün diye ezdirmez çünkü bilir ki bugün başını ezdrirse yarınn düşüncelerini de ezdirir. Can düşündüklerini hemen unutur yazmaz ,kaydetmez. Çünkü o an düşündüğü şeylerin onu hapis etmesinden korkar o özgüdür bunun için yaşar özgürlük için o bu konudaki en cahil özgürdür. O deli dana gibidir her yere saldırır ne yapmak istediğini bilmez kafasına göre dolaşır. Tek hobisi vardır Ankara’nın olmayan denizine karşı oturur koyar elini cebine bakar insanlara yalnızca bakar düşünmez izler o kargaşayı ve zevk alır çünkü o bu kargaşaya dahil değildir. Can’ın tek sorumluluğu vardır : Nazlı olmamak. O çok güçlüdür o kadar ki o Nazlı’yı taşır onun egosunu onun gereksiz arkadaşlıklarını onun yalanlarını onun başarılarını ve sıfatlarını taşır ama onun gibi asla olmaz. Can kendini tüm insanlıktan saklar tek yaptığı, ben burdayım dediği yer, şudur:

Biriyle tanıştığında şunu der:” Adım Nazlıcan insanlar Nazlı derler ama ben Can’ı daha çok severim.” Ve karşısındaki der ki:” Ben sana Can diyim o zaman.” O da mutlu olur ve sonra o kişi bir dakika sonra Nazlı der işte o zaman biter. Anlar tüm gerçeği, hatırlanmak için Nazlı olması ona katlanması gerektiğini ve onu hep unutcaklarını … Oysa o kadar basittir ki Can, bir insanın onu anlaması gerekmez o zaten kendini anlatır bunun için yaşar . Neden der ve o an Nazlı konuşur:” Üzülme dostum ben sana Can derim.” Onun tek dostu düşmanı olan kendisidir …

Sizce bu metni kim yazdı ,Can mı Nazlı mı ? Yorumlarda cevabı bekleyeceğim.

SEVGİLERLE…

İDEOLOJİ HAKKINDA

Bu sefer naif olmak yok , bam bam umrumda değil kimin ne diyeceği!

Herkesin bir ideolojsi olmak zorunda değil mi?Atataürk’ü övüğünde Kemalist hatalarını söylediğinde sağcı , başatakini iyi yanını söyleyince yobaz muhalefet olunca imansız oluyoruz. Biz sadece dilde dinde ırkta ayrım yapmıyoruz biz bir insanın düşüncelerinde de ayrım yapıyoruz .

Biz bir insanın realist olamasına dahi izin vermiyoruz . Farkında mısınız ? Türkiyede iyi bir eleştirmen, tarihçi yok çünkü objektif olunca onları sınırlayan insanlarla büyüyorlar ,yaşıyorlar ve ölüyorlar. Bizim ülkemizde en az duyulan laf:” Bilmiyorum ” çünkü herkes biliyor. Herkes cahil demeyi çok isterdim ama herkes yarı cahil ve siz cahili eğitirsiniz de yarım cahille bilmediğini dahi kabul ettiremezsiniz.

Ya ben belediye seçimlerinde ideolijiye oy veren insanlar(!) gördüm.

Ben bıktım insanları guruplayan varlıklardan bu ODTÜ’de var bilmem nerenin ne köyünede ya da bilmem nerenin ne derneğinde … Bizim ülkemizde başörtü taktığından dolayı okuyamayan insanlar vardı . Bana gülmeyin: ”Başörtü ile eğitimin ne alakası var? ” diye çünkü ben çok güldüm,bu zihniyete bu akıla. Yahu benim din öğretmenim mimar ama iş bulamamış 18 Mart olayları zamanında bu mu bizi medeniyetleştirme çabaları bu mu gerçek eğitim bu mu?

Türkiye laik bir devlet ama biz buna gavur işi diyoruz . Bu insanlar bilmiyor mu :” İşi ehline verin.” hadisi şerifini ?Şeriatin içinde de laiklik var NEDEN ANLAYAMIYORSUNUZ ? Körlük bizi almış götürmüş cahil olmayan cahillere

Bana :”Şeriat çok kötü, laiklik çok kötü bir yönetimdir ,ikisi bir birinden çok aykırı…” deyip beni çıldırtmayın bu cahilliğe dayanamıyorum ne olur biraz acıyın bana ya ..!Şuan tüm dünya devletlerinde ne laiklik ne de şeriat var siz hiç şeriat nedir esasları nedir ya da laiklik nedir esasları nedir diye baktınız mı ? En önemlisi siz hiç siyaset kitabı sosyoloji kitabı okudunuz mu ki böyle yorumlar yapıyorsunuz?

Ezcümlem sizden tek ricam var: Düşünün sadece düşünün . Siz hem Kemalist hem de muhafazakar hem sağcı hem de solcu hem ideal sahibi hem de sorumsuz sen hem şeriatçı hem de laik olabilirsiniz bunlar zıt kavlarmar değil yeter ki siz VİCDANLI, ÖĞRENMEYE ÇALIŞAN, REALİST VE İNSAN OLUN.

Çok hızlı yazdım yazım hatam varsa af ola…

BU ARADA HAFTAYA LAİKLİK HAKKINDA GELECEK SEVGİLERLE…

GEZİ PLANIM

Artık kişisel bilgi vermenin zamanı geldiğini düşünüyorum. Ben bir insanı değerlendirirken dikkat etiğim şeylerden biri hangi ülkelere gitmek ister? Bunun nedeni ilerideki cümlelerden anlayabilirsiniz. Hadi benim gezi listeme bakalım ve nedeni konuşalım belki bu içerik size pek hitap etmeyebilir çünkü ben genelde sosyoloji ve olayların farklı yüzlerini size sezdirmek için yazıyorum ama merak etmeyin burada da o farklılığı hissedeceksiniz.

Size en çok istediğime göre sıralayım:

  • Irak
  • Hindistan
  • İran

Aranızda şaşıranlar olabilir neden hiç Avrupa yok çünkü ben tarihi mekan gezmeyi doğa mekanına göre daha çok severim ama ondan daha önemlisi kültüdür. Ben kültür gezmeyi öğrenmeyi çok severim.Ve Avrupa kültürü ve İskandinav kültürü pek ilgi alanım değil çünkü o kadar beni hayrete düşürecek bir kültürleri olduğunu düşünmüyorum sonuçta global bir dünyadayız ve herkes tek kültüre ilerliyor bu zamanda kültür kurumak zor olsa gerek(!)

Şimdi ilk olarak ırak ile başlayalım. İlk önce küçük bir bilgi vereyim benim atalarım Yavuz Sultan Selim döneminde Anadolu’ya bir davet üzerine 450 hane olarak gelmişler ve atalarım Irak’ın Kerkük bölgesinde yaşayan Murathan soyuna mensup bu yüzden bu topraklara gitmeyi çok istiyorum evet yıllardır, yaklaşık 6 kuşaktır ,Ankaralıyım ama insan işte merak için neler yapmaz ki her şey merak sonucu ortaya çıkmış birer tesadüf değil mi zaten?

İkinci olarak Hindistan yine küçük bir bilgi daha benim kendime ait bir karakterim yok.Ve bunu gurur duyarak söylüyorum çünkü ben her insandan bir şeyler alır ve sentezlerim benim olayımda bu . Benim en çok kültür en çok insan görebileceğim yer tabi ki de Hindistan düşünsenize 23 resmi dil 3 dinin kesimi ve dünyaya göre tuhaf davranışlara sahip bir ülke anlatırken bile heycanlanıyorum . Evet dediğim gibi herkesten farklı zaten herkesle aynı olsaydı herkes olurdu .

Sıra İran’da ben İran edebiyatına aşığım Türk edebiyatına göre daha profesyonel bence tabi ki zevk bu arada Farsçam az çok vardır . Farsçamı şiirler okuyarak geliştirdim zaten benim ana dilim Türkçe değil bu atalarım Irakta konuştuğu dil Kürtçeye ve Hewramani ve Soranice’ye yakın olmasından kolay öğrendiğim.Bu yüzen bu şairlere bu şiirleri yazdıran İran’ı merak etmemek elde değil.

Bu arada konuyla alakasız ama edebiyatın gücünü anlatan çok güzel bir söz var galiba Ahmet Haşim’e ait tam hatırlamıyorum ama şöyleydi: ”Bilirim ki İngilizler’in Hindistan’nın sömürge altına almalarından çok övündüğü şey Shakespeare ‘dir.”

Ben ölmeden önce buralara gitmek istiyorum bu arada kendi atalarımdan o kadar çok bahsettim ki şimdi okuyunca fark ettim merak edenler için https://www.tyb.org.tr/seyhbizinlilar-1045yy.htm .

SEVGİLERLE umarım okurken eğlenmişsinizdir…